Batı Müziği Çalgıları

  SEVGİLİ ARKADAŞLAR ÖNCELİKLE MÜZİĞİ ÖĞRENMEK İÇİN MELODİ ÇIKARAN, MÜZİK ENSTRÜMANLARINI TANIMAK LAZIM İŞTE SİZE İLK ÖNCE BATI MÜZİĞİ ÇALGILARI::


YAYLI ÇALGILAR - DOUBLE BASS ( KONTRABAS ) 

Kontrabas,modern müzikte kullanılan en büyük ve ses aralığı bakımından da en düşük frekanslı sese sahip olan enstrümandır. Ayrıca varolan en büyük ''akustikbas'' enstrümanıdır. Çoklukla yaylılar bölümünün bir üyesi olarak senfoni orkestralarında ve yaylı topluluklarında kullanılmaktadır. Bunun dışında blues ve caz müziğine getirmiş olduğu yenilikler ve caz müziğindeki önemli yeri kontrabası,cazla da anılan bir enstrüman haline getirmiştir.20.yüzyıl birçok enstrümanla birlikte kontrabas'ı da farklı müzik türlerine yöneltmiştir. Bununla beraber icracıların geliştirdiği yeni teknikler bu enstrümanın gelişiminde çok büyük önem taşımaktadır.Kontrabas,orkestralarda eşlik enstrümanı olarak kullanılmaktadır. Fakat günümüz müziğinin gelişime açık olmasıyla beraber solo eserler icra edilmiştir. 20.yüzyıl da teknolojinin gelişmesi ile kontrabas'ı kolaylıkla ses sistemlerine bağlanmasıyla beraber daha hacimli ve daha yüksek ses elde edilmiştir.Kontrabas,orkestralarda eşlik enstrümanı olarak kullanılmaktadır. Fakat günümüz müziğinin gelişime açık olmasıyla beraber solo eserler icra edilmiştir. 20.yüzyıl da teknolojinin gelişmesi ile kontrabas'ı kolaylıkla ses sistemlerine bağlanmasıyla beraber daha hacimli ve daha yüksek ses elde edilmiştir. Kontrabas,iki türlü farklı çalım tekniği ile icra edilmektedir.

  1. Yay (arşe) ile çalım tekniği
  2. Pizzicato (pizz.) parmak ile çalım tekniği.
Kontrbass Eğitimi:
  • Teknik çalışmalar ve egzersizler.
  • Ritim çalışmalar.
  • Armonik egzersizler.
  • Walking bas egzersizleri
  • Blues,caz dizileri ve bu müzik türlerinin icrası.
 Kontrbass Ve Modern MüzikKontrbass modern müzikte ciddi yere sahip bir enstrümandır. Zira Blues ve Jazz Müzikte en çok tercih edilen bass enstrümandır. Zaten bili  nen bass gitar olarak tabir edilen elektrik bass da kontrbass dan esinlenerek inşa edilmiş bir enstrümandır.Halen tüm müzik okullarında akademik olarak en çok okutulan bass enstrüman olan kontrbass , pek çok iyi bass gitaristin yetiştiği enstrümandır.


YAYLI ÇALGILAR - VİYOLONSEL ( CELLO )





BÜYÜKLÜK : Gövdesi 77 cm uzunluğundadır. KÖKLERİ : Çello hayatına kemanın büyük şekli olarak 16. yüzyılın ortalarında başlamıştır. KATEGORİ : Telli; Enstrümanın sesi, tellerin titreşimi ile ortaya çıkar. BİLİYOR MUSUNUZ ? Çello çalınırken müzisyenin aldığı oturuş pozisyonu nedeniyle, 20. yüzyıldan önce çok az kadın çellist vardı. O zamanlar enstrümanı dizlerin arasında tutmak,zarif olmayan ve bir kadına yakışmayan  şeklinde yorumlanırdı.Viyolonsel (ya da çello) (violoncello ya da cello), 16. yüzyıl'da ilk örnekleri Fransa'da ortaya çıkan, esasen şekli kadın vücudunu andıran yaylı bir çalgıdır. Bu çalgının atası'Viola da gamba' adı verilen perdeli bir çalgıdır.Viyolonsel, Keman, viyola ve kontrbas ile aynı ailedendir. Keman ile viyolonselin şekilleri büyük oranda birbirini andırsa da boyutları çok farklıdır. Karşıdan bakıldığında gövdesinin orta bölümünde bulunan ve el yazısı ile 'f' harfini andıran 2 ses deliği vardır. Yayın tellere teması ile titreşen tellerden çıkan ses, gövdenin içindeki havayı titreştirerek bu deliklerden geri döner.Tellerinin adları (Bastan Tize doğru)do -sol -re -la dır.görüldüğü üzere 5 li akort sistemi uygulanmaktadır. 7 pozisyon a kadar numaralandırılır. Daha sonrası 7. pozisyon ve de ilerisi olarak geçer. Akort ve çalınışıÇalarken pus yani baş parmak hariç geri kalan 4 parmak kullanılır. Başparmakta kullanılır. Parmaklar sırasıyla pus hariç 1. 2. 3. ve 4. parmaklar olarak adlandırılır. Başparmak, ilk başlarda pek kullanılmamakla beraber teknik ilerledikçe müziğe dahil edilir. 7. pozisyon ve de ilerisinde daha doğrusu pus kullanılırsa 4. parmak yani serçe parmak nadiren kullanılır. 7. pozisyon ve ilerisinde pus daha sık kullanılır.Viyolonsel, kulak dediğimiz kısımdan akort edilir büyük akortlar buradan yapılır. İnce ayar akortları fix dediğimiz küçük metal parçalardan yapılır. Parmaklar, tuşe değilen siyah bölgeye konur. Köprüyle (eşik de denir) tuşenin arasındaki boşluktan arşe yardımıyla çalınır.Seslerin net çıkması için arşenin biraz sert bastırılması gerekir keman ve viyolaya göre çünkü viyolonselin telleri daha kalındır.Parçalara göre arada parmakla da çalınabilir.Arşe yerine sağ elimizle genelde işaret parmağımızın ucuyla teli çekerek çalınır. (bu tekniğe pizzicato denir) Viyolonsel "insan sesine en yakın" ses çıkaran müzik âletidir.Viola, keman ailesinin 2. en geniş ses aralığındaki elemanıdır ve gizemli sesli altosudur. C,G,D ve A notalarına ayarlı 4 teli vardır. Viola için yazılan parçalar, alto anahtarında yazılır. Viola’nın boyutları değişmekle beraber genelde kemandan büyük ve daha kalın sese ayarlanmıştır. Boyut olarak kemandan biraz büyük ve sesi bir beşli pestir. Orta Do’nun altındaki Do’dan başlayarak do-sol-re-la şeklinde akort edilir.

Johann Sebastian Bach, armonin tam ortasında olmak istiyorum, bu nedenle orkestrada viyola çalıyorum demişti. 18. yüzyıl Klasik Donemde Gluck, Haydn ve Mozart’la beraber, viyola orkestrada giderek bağımsız bir işlev üstlenmeye başladı. Berlioz’un, Harold en Italie adlı eserinde oldukça uzun bir solo viyola partisi yer alır. Richard Strauss’un Don Kişot adlı eserinde Sancho’nun temasını viyola seslendiriyordu. 12li nota sisteminin mucidi Schoenberg oda müziği yapıtlarında viyolaya yer verdi. Bela Bartok ise bir viyola konçertosu besteledi.

Haydn ve Mozart eserlerinde Violaya yer vermişlerdir. Solo repertuarı sınırlı olmasına rağmen, viola senfonilerde önemli bir yere sahiptir. Hector Berlioz, Johannes Brahms ve Robert Schumann gibi besteciler eserlerinde violaya geniş yer vermişlerdir




YAYLI ÇALGILAR - KEMAN






Yaylı çalgılar arasında en ince sesli olanıdır. Notası sol anahtarı ile yazılır. Ses telleri kalından inceye doğru Sol, Re, La, Mi'dir. Küçük orkestralarda ve senfoni orkestralarında genellikle ezgiyi çalar. 1. ve 2. kemanlar olmak üzere 2 partisi bulunur.
Muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan keman, bir yayla çalınan telli bir enstrümandır. Keman ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan kemanın yanında bu ailenin diğer üyeleri, viola, çello ve kontrbasdır. Keman bir kaç ana parçadan oluşur. Ön kısım, omurga, boyun, perdeler, akort anahtarları, gövde, köprü, kuyruk ve F- delikleri. Üst, göbek veya ses tahtası olarak da anılan ön kısım genelde iyi kurutulmuş ladin, arkatarafı ise akağaçtan yapılır. Keman imal edilirken, ön, arka kısımlar ve omurga, boş bir kutu oluşturacak şekilde birleştirilir. Kuyruğa bağlanan dört tel köprünün üzerinden geçip, perdelerden uzanıp, akort anahtarlarına bağlanır. Anahtarla vasıtasıyla akort edilir ve elin perdelere basılması ile değişik sesler ve tonlar elde edilebilir. Müzisyen, tellerin üzerinde yayı doğru açıyla sürtünce ses elde edilir. Bu yay, pernambuco 'dan yapılıp, 75 santim uzunluğundadır ve telleri at kılındandır. Kemanın en önemli özellikleri, sahip olduğu ses aralığı ve hem lirik hem de hızlı ve parlak kullanıma elverişli olmasıdır. Kemancılar aşağıdaki teknikleri kullanarak özel sesler de elde ederler: pizzicato (telleri çekerek), tremelo (yayı hızlı hızlı telin üzernde hareket ettirmek), sul ponticello (yayı köprüye çok yakın sürterek ince bir ses elde etme), collegno (yayın teli yerine ahşap kısmını kulanarak) ve glissando yayların üzerinde parmakları gezdirmekle çıkan ses.

Tarihçe:

Kemanın ilk olarak 1500 lerde İtalya da ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Lira da Braccio ve “fiddle” adlı iki enstrümandan türemiş olduğu sanılmaktadır. Keman yapım sanatı 17. ve 18. yy larda, Antonio Stradivari, Guiseppe Guarneri ve Jacob Stainer gibi ustalarla başlamıştır. O zamanki kemanların bugüne göre, boyunları daha kısa, perde bölgesi daha kısa ve köprüleri daha düzdü. Keman klasik eserlerde ilk kullanılmaya başlandığı zaman, alt sosyal seviyede bir alet olarak görünmüştür. Ancak, Claudio Monteverdi'nin Orfeo'su gibi eserler ve “24 violons du roi” gibi topluluklarla bu statüsü de yükselmeye başlamıştır. Bu tırmanma barok dönemde de, Antonio Vivaldi, J.S.Bach ve Georg Philip Telemann gibi bestecilerle devam etmiştir. Solo konçerto, sonat ve süit gibi müzik janrlarında, keman en önde giden eleman olmuştur. Ancak keman virtüözleri ilk olarak 19.yy da ortaya çıkmıştır. Giovanni Viotti, Isaac Stern, Mischa Elman ve Nathan Milstein, David Oistrach, Pinhas Zuckerman, Jacha Heifeltz bu konuda ün yapmış isimlerden bazılarıdır.




BAKIR NEFESLİ ÇALGILAR - TROMBON







Trombon, 15. yüzyılda trompet üzerinde yapılan bazı değişikler sonucu, ilk kez Burgonya’da ortaya çıkan üflemeli bir bakır çalgıdır. 1700’lere kadar kullanım şeklinden türeyen saqueboute (çek-it) ismiyle anıldı.Trombonun yapısını incelediğimizde, parabolik kesitli bir ağızlığı bulunduğunu görürüz. Ses aralığının daha pes olmasından dolayı trombonun ağızlığı, atası trompetinkine göre daha geniştir. Trombonda üç yana genişleyen silindirik bir boru boşluğu vardır. Boru uzunluğunu ayarlamayı ise kulis olarak da bilinen sürgü sağlar. Bu sürgü diğer bakir enstrümanlardaki piston görevini görür. ileri ya da geri hareket ettirilerek farklı seslerin elde edilmesi sağlanır. Çalgıcının, enstrümanın ağırlığını dengeleyebilmek için omzunun üstüne koyduğu bolümde, akort sürgüsünün yer aldığı kıvrımlı bir yapı gözümüze çarpar. Trombonun bu bölümü, çalgının ilk dönemlerinde,15-16.yy, bulunmamaktaydı. Trombonun en üst kısmında ise ses çıkışının gerçekleştiği kalak bulunur.Küçük ayrıntılar dışında 16 yüzyıl ve günümüz trombonları büyük farklılıklar göstermez. 16.yy.da alto, tenor ve bas olarak üç ayrı sese tonuna sahip trombonlar bulunuyordu. Günümüz trombonları eskiye oranla daha kalın bir boru yapısına sahiptir. En geniş boru bas trombonlarda bulunur. Bas trombonlar çoğunlukla büyük ölçekli caz orkestralarında kullanılır.Orkestralarda günümüzde kullanılan trombonların büyük bir kısmı si bemol-Fa trombonlardır. Bu tip trombonların kalak kıvrımında, ek bir boru sisteminden oluşan fa tonu bağlantısı yer alır. ana boruya bağlanan bu yapı çalgıcının, sesi bir dörtlü aşağı indirmesini sağlar. Bu sayede pedal notalar olarak da bilinen en kalın notalara ulaşıla bilinir.



BAKIR NEFESLİ ÇALGILAR - TROMPET
Tarihte trompet ilk kez M.Ö 2. binyılda Mısırlılar tarafından yapıldı. Yalnızca iki ses çıkarabilen bu ilk trompet, askeri ve dinsel amaçlarla kullanıldı. Eski Yunan’da ve Roma’da askeri amaçlara ek olarak, bir çeşit haberleşme aracı işlevi görmüştür. Müzik aleti olarak ortaya çıkması ise orta çağda olmuştur.

Trompet çok uzun yıllar önce icat edildiği için, zaman içinde birçok değişim geçirmesi ve birçok çeşidinin ortaya çıkması kaçınılmazdı.. En eski trompetlerin boyu 60 santim civarındaydı. Orta Çağda daha gösterişli görünmesi için uzunluğu 2 metreyi aşan trompetler yapıldı. Çalgı, 16. yüzyılın ilk yarısında ise günümüzdeki kıvrımlı biçimini aldı. Çağdaş trompet geleneksel trompetin boru yapısını korumuştur. Silindir biçimindeki boru kalakla son bulur. Akort sürgüsü kalağın yanındaki kıvrıma yerleşmiştir. Ses alanı yapımcının yeteneğine bağlı olarak Do’nun altındaki Fa’dan başlayıp, orta Do’nun üstlerine kadar uzanır.

Trompetin tonalitesi ek bir boru sistemi yardımıyla ayarlanabilmekteydi. Barok Dönem Orkestraları’nda, çoğunlukla bu sistemin kullanıldığı Re trompet kullanılmaktaydı. 1800lere doğru trompetler, bestecilerin isteği doğrultusunda Fa’dan Si bemole kadar indirildi. Günümüzde de bandolarda ve orkestralarda Si bemol trompetler kullanılmaktadır.

BAKIR NEFESLİ ÇALGILAR - TUBA




Konik borulu ve pistonlu bir bakır çalgı olan tuba, kalın sesinden dolayı, daha çok askeri bandolarda kendine yer bulmuştur. Tuba, ilk olarak Romalıların düz trompeti, daha sonra ise Trompetin Latincesi anlamında kullanıldı. 1835’te Berlinli Wilhelm Wieprecht tubanın(Fa Sesli Bas Tuba) patentini alan ilk isim oldu.Orkestralarda kullanılan tubalarda ülkeden ülkeye farklılar gözlenir. Örneğin Amerika’da Do sesli büyük enstrümanlar kullanılırken, İngiltere’de Mi Bemol Bas Tubanin bir ton altında ses veren Fa Tuba kullanılır. Almanya’da pistonların yerini döner sübaplar alır. Fransız Tubaları ise 6 pistonludur (yukarıakilerde 4 veya 5 piston bulunur). Orkestrada Tuba’nın en çok bilinen kullanımı Wagner’in Der Ring (Halka) adlı yapıtıdır. Bu eserde Wagner özel efektler elde edebilmek için Wagner, kendi adıyla anılan, ince borulu ve dört pistonlu Wagner Tubalarını yaptırmıştır.


BAKIR NEFESLİ ÇALGILAR - SAKSAFON



Saksofon çoğunlukla pirinçten yapılan, koni ve “S” biçiminde olan, ağızındaki kamışla ses çıkaran bir çalgıdır. 1840’li Yillarda, Adolphe Sax’ca bulunmuştur. Saksofon genellikle Pop-müziği, “big band” müziği ve caz ile ilişkilendirilse de, önceleri klasik batı müziği ve ordu müziği çalgısı olarak tasarlanmıştı.GeçmişiSaksofon, 1840’ların başında Paris’de yaşayan Belçika’lı müzik aygıtları yapımcısı ve klarnetçi Adolphe Sax’ca tasarlandı. ‘’Saksofon’’ adı da “Sax’ın sesi” anlamını taşır. Sax’ın 1846’da patentini aldığı ve ondört çeşidini yaptığı saksofon, uzun yıllar boyunca klasik batı müziği orkestralarınca dışlandı ve kullanımı ordu orkestraları ile sınırlı kaldı.Bu çalgıyı tasarlarken Sax’ın esinti kaynakları konusunda değişik görüşler öne sürülse de, en olası olanı, ophicleide çalgısına klarnet ağızlığı eklenmesiyle ortaya çıktığıdır. Gerçekten de Sax, babasının klarnet ve ophicleideler üretilen işliğinde yıllarca çalışmıştır.Sax’ın 1846’da aldığı patentten sonraki yirmi yıl boyunca,saksofon yalnızca Sax’ın fabrikasınca üretildi. 1966’de, patent süresinin bitiminden sonra saksofonda öteki üreticilerce birçok değişiklik yapıldı.YapısıSaksofon ağızlığı, klarnetinkine benzer. klarnetteki gibi,içi yuvarlak ya da dört köşe oyulmuş, tek kamışlı ağızlık kullanır. Tuş sistemi ise aynı olmasa da flütle benzerlik gösterir. Saksofon, metalden yapılan bir enstruman olmasına rağmen, yapısı ve kökeni gereği, bakır üflemeli değil, tahta üflemeli çalgılar arasında sayılır.Saksofonların soprano ile sopranino olanları genellikle klarnet gibi düz olsalar da, diğer çeşitlerinin hemen hepsi kıvrımlıdır. Saksofondaki kıvrımın sesi etkileyip etkilemediği ise çalanlar arasında tartışma konusudur.Saksofonlar çoğunlukla pirinçten yapılıp, üzerlerine saydam vernik, altın ya da gümüş ile kaplama yapılır. Vernik ya da öteki kaplamalar pirincin paslanmasını önlediği gibi, ses niteliğinin artmasını ve çalgının görüntüsünün ilgi çekici olmasını sağlarlar.Değişik dönemlerde, saksofon yapımında plastik ve tahta gibi değişik gereçler de denenmiştir. 1930 öncesinde saksofonların verniklenmeden ya da kaplama yapılmadan satışa sunulmaları yaygındı. 1960’lara dek ise, bazi saksofonlar ucuz olmaları bakımından gümüşle değil, nikelle kaplanırdı.Saksofon ÇeşitleriSaksofon topluluğunun, en büyüğünden en küçüğüne on üyesi; kontrabas, bas, bariton, tenor, C-ezgi, alto, F mezzo-soprano, soprano, C soprano, sopranino saksofon olarak sayılabilir.Soprano, Alto, Tenor ile Bariton saksofonlar en çok kullanılan saksofonlardır. Bazı orkestralarda arada sırada Bas saksofonun da kullanıldığı olur.Saksofon çalmaya yeni başlayanlar genellikle alto saksofondan baslayıp, deneyim kazandıktan sonra tenor ya da bariton ile çalmayı sürdürürler. Alto saksofon özellikle klasik batı müziği alanında tutulur. Çalması daha zor olan soprano ise 1960’lardan sonra caz müziğinde belli ölçüde yaygınlaşmıstır. Bas, sopranino ya da kontrabas saksofonlar günümüzde üretilse de, büyük saksofon orkestraları dışında ender olarak kullanılırlar ve daha çok özel ilgi duyanlara seslenirler.AğızlıkAğızlıklar kauçuk, plastik ya da metal gibi değişik gereçlerden yapılırlar. Ender olarak da tahta ve cam olanları da bulunur. Bazıları, metal ağızlıkların yaygın olan plastik ağızlıklara göre daha “canlı” ses çıkardığı, ötekilerse de ses tonundaki değişikliklerin ağızlıkta kullanılan gereçten değil, biçiminden geldiği kanısındadırlar. İçleri içbükey olarak oyulmuş ağızlıklar Adolphe Sax’ın özgün tasarımına daha yakın olup, daha yumuşak tonlarda ses çıkardıkları için klasik batı müziği saksofoncularınca yeğlenirler.KamışlarKlarnet gibi saksofon da ses çıkarmak için tek kamış kullanır. Saksofon kamışları klarnettekilere oranla daha geniş olurlar. Değişik saksofon çeşitleri (alto, tenor, vb) değişik boyutlarda kamışlar kullanırlar. Her çalgıcı kendi biçemine uygun kamışı birçok üreticinin ürünleri arasından seçebilir. Kamışların ses gücü, 1 ile 6 arasindaki sayılarca ölçülendirilmiştir. Yine değişik üreticilerin tıpkı ölçülendirmeyi kullandıklarını söylemek güçtür. Örneğin Rico’nun 3 sayili kamışı Vandoren’in 3 sayili kamışına oranla çok daha yumuşaktır.


BAKIR NEFESLİ ÇALGILAR - KORNO



SES ARALIĞI : 4 oktav
YAPILDIĞI MADDE : Bakır
BÜYÜKLÜK : Değişebilir, borunun açılmış halinde uzunluğu 2.8  3.6 metre
 
KÖKLERİ: Korno, av borusundan türemiştir; 18. yüzyılda “ crook ” lar, 19. yüzyılda “ valve ”ler eklenmiştir.
KATEGORİ: Nefesli; Enstrümanın sesi, havanın geçtiği borunun titreşimi ile ortaya çıkar.
BİLİYOR MUSUNUZ ? Bir kornocunun hem en üst, hem de en alttaki notaları kolaylıkla çalabilmesi zor olduğundan, icracılar alt veya üst aralıkta uzmanlaşırlar.Korno’nun ilk prototipleri 17.yy sonundan önce ortaya çıkmıştır. Bu aletler kıvrık boynuz biçiminde, deri kaplı ve gövdesi delikliydi. Delikler, parmakların açılımını kapsayacak bir açı ile yerleştirilmişlerdi. Johan Sebastian Bach tarafından kullanılan Oboa da Caccia (Av obuası) nın, kornonun çok benzeri olduğuna inanılmaktadır. Karanlık ve yaslı sesi, Hector Berlioz, Peter Ilich Tchaikovsky ve Richard Wagner gibi besteciler tarafından öne çıkarılmıştır.Korno, bakir nefesli çalgılar içinde, kendine özgü yumuşak sesinden dolayı, senfoni orkestralarının değişmez parçası olmuştur. Korno Latince’de boynuz anlamındadır. Çalgı, boynuza benzeyen şeklinden dolayı bu ismi almıştır. Tarihin en eski dönemlerinde bile rastlanılan bir çalgıdır. Tunç Devri’nde Danlar’ın kullandığı lur buna örnek gösterilebilir. Boynuzdan üretilen çalgılar Eski Mısır, Mezopotamya, Yunanistan ve Afrika’da biliniyordu. İskandinavya’da hala boynuzdan yapılan borular kullanılmaktadır. Günümüze gelene kadar korno birçok değişiklik geçirdi. 1650 yılında Fransa’da sürek avlarında kullanılmak üzere yapılan trompe de chasse, modern orkestra kornosunun ilk halidir. Bu enstrüman orkestraya ilk olarak operalardaki av sahneleriyle girdi. Orkestranın gerçek anlamda bir parçası olması ise 1700 yılına rastlar; ancak çıkardığı sesler sınırlı olduğu için, çalgıcılar bazı sesleri, ellerini kalağın içine sokarak çıkarırlardı. El kornosu terimi bu şekilde ortaya çıkmıştır. Daha sonra ek borularla geliştirilen kornoya, Mozart, Beethoven gibi büyük besteciler, eserlerinde yer verdiler. Bu yapıtlarda kullanılan kornolar da zaman içinde gelişmeye devam etti.Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de ve diğer bazı ülkelerde farklı özellilere sahip kornolar yapıldı. Bunların içinde günümüzde en çok kabul göreni Alman Kornosu’dur. Bu kornonun borusunun eni, diğer kornolardan biraz daha geniştir. Hem Si bemol, hem de Fa tonundaki kornolar birleştirilmiş, böylece Alman Kornosu’nun daha geniş bir ses alanına sahip olması sağlanmıştır. İki tonalite arasında seçim yapabilme olanağı vardır.
Timpani (İtalyanca: davullar), genellikle orkestralarda kullanılan, davul benzeri vurmalı bir çalgıdır.Orkestralarda sürekli kullanılması 17. yüzyılın ortalarında olmuştur. Timpaninin gövdesine gerilen derinin sıkıştırılıp gevşetilmesiyle farklı sesler elde edilir. Çağdaş tipmanilerde bu ayar, bir ayak pedalıyla sağlanır.Timpani yapımı güç olan bir davul çeşididir. Dış yüzeyindeki kullanılan malzeme davul derisi olarak adlandırılmış, gergin büyük bir kaseyi andıran yapısı genellikle bakırdan üretilir.


(Arkadaşlar bu bilgiller alıntıdır. Yalnışlarım varsa web'den bakın)


TİMPANİ-VURMALI ÇALGILAR



YAYLI ÇALGILAR - VİYOLA



Yorum Yaz